1°C
ANKARA HAVA DURUMU1°C Çok Bulutlu
BİZE ULAŞIN 544 399 0006

Köyümüz

- +

Kuruluşu:

Köyün ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Köyün tarihçesinin çok eskilere dayandığı, mezarlığın konumundan anlaşılmaktadır. Mezarlığın yeri kasaba mezarlığı geniş bir alanı kaplamaktadır. bugün yer yer yıkımdan kalan kalan temel çok eskiden mezarlık çevresinde ihata duvarı olduğunu kanıtlamaktadır.

Bu temelin bile ne zamana kadar ayakta duran yıllara ait olduğunu en yaşlılar bile bilememektedir. yaşlıların anlattıklarına göre (tüm köy halkı aynı şeyi anlatıyor) yılanlılar on hane civarındaki nüfusuyla Karahüyük köyünün doğusundaki yamaçta “imircik” denilen yerde yaşarlarmış. O sıralarda orman bol olamasına rağmen köyün çevresi taş kaya çalılarla çevriliymiş. Dağda su olmadığından tüm canlılar su ihtiyaçlarını aşağılara inerek karşılarlarmış. Yılanlarda suya inmek için köyün içinden geçerek köylüleri rahatsız ederlermiş.

Yılan korkusundan, kuzey rüzgarlarının etkisinden kurtulmak ve daha geniş araziye sahip olmak için yılanlı kayanın güneylerine yerleşmişler. (yılanlı kayanın o zamanki adı bilinmiyor) Köyün adı yılandan kaçanlar olarak anılmaya başlamış. Zamanımıza kadar “yılanlı” olarak gelmiştir. Adının ürkütücülüğüne rağmen köyde çok fazla Ya da çok büyük yılan yoktur diğer köylerdeki yılan kadar bulunur.

Yörede tarihi eser sayılabilecek önemli Ya da önemsiz taş, bina, köprü, höyük, kitap yoktur. (savaşlara katkısı):köy halkı, balkan, Çanakkale ve kurtuluş savaşlarında pek çok şehit vermiştir. Savaşa gidip dönenlerde çoktur.

Şehitler:

Söylemezoğlu Halit: Çanakkale

Söylemezoğlu Hurşid: Çanakkale

Söylemezoğlu Mehmet: Çanakkale

Söylemezoğlu Osman: Çanakkale

Söylemezoğlu Şükrü: Çanakkale

Söylemezoğlu Zekeriya: Kurtuluş Savaşı

Saadettin: Kurtuluş Savaşı

Hakkı: Kurtuluş Savaşı

Akif: Kurtuluş Savaşı

Mustafa: Kurtuluş savaşı

Gaziler:

Hidayet: Çanakkale

Ahmet: Çanakkale

Çelebi: Kurtuluş Savaşı

Mustafa: Balkan Savaşı

Veli Ömeroğlu Eyvas: Kurtuluş Savaşı

Veli Ömeroğlu Mustafa: Kurtuluş Savaşı

Veli Ömeroğlu Veli: Kurtuluş Savaşı

Bunlardan başka adları tespit edilemeyen pek çok şehit ve gazi vardır.

Düğün:

Dünür gidilerek kız için ön hazırlığı oğlan anası yapar. her fırsatta kızlarında gözü olduğunu ima eder, evlerine gider. Duruma göre şaka yüzlü dünür geleceklerini söyler.

Olaylar karşısında kız tarafının tepkisi değerlendirilir enine boyuna incelenir. Olumlu bulunursa oğlan babası köy imamı ve komşulardan hatırlı iki kişiyi alarak dünürlüğe gider. Genellikle bir yün yatak parası civarında olan başlık kararlaştırılır. (bu parayı çeyiz için kız evi harcar) söz kesilir. Nişan gününü kadınlar kararlaştırır.

Gözleme kondu adı ile nişan yapılır. kadınlar yemek yerlerken erkekler kahvede birer bardak bedava çay ve birer filtreli sigara içerler. Çayın parası düğün sahibindendir. Yakın akrabalar kahvede herkese sigara dağıtırlar.

Nişandan bir yıl kadar sonra düğün yapılır. Nişanlılık süresince gelin kız oğlan ailesinin tün ağır işlerine mutlaka yardım eder. Bu işleri:çamaşır, kemre kesme, ırgatlıktır. Düğün üç gün Ya da bir hafta sürer. eğer o anda köyde cenaze olmamışsa mutlaka davul zurna olur. Kadınların düğünleri avlularda yapılır. erkekler halay çeker. (üç ayak, keskin ağırlaması.) bol silah atılır. (eskiden) geceleri sinsin oynanır. (Köroğlu havasıyla) içki demleri düzenlenir. Zil Ya da kaşıkla çok güzel çifte telli oynanır. Çarşamba akşamı veya cumartesi kına gecesidir. Ertesi gelin çıkar. gelin çıkarken köy imamı dua eder. damadı da köy imamı giydirir.

Dualar:

Allah razı olsun – al başlı gelin ol – sağ ol – senden umanların canına değsin – damarı gür olsun – uğurlu kademli olsun – bir yastıkta kocayın.

Beddualar:

İki gözün kör olsun devrilesice. döküle kalsın. Allah dereye tepeye doldursun.

Lakaplar

Deveyilgil, Söylemezoğlu, İpekgil, Sarıduranlar, Nazikgil, Haligil, Bekirgil, Ayvazlar, Delioğuzlar, Haliller, Kıramaliller, İsmailgiller, Omarınbaşıgiller, Develler, Meşotlar, Sarısakalgil, Gaziler (Cinahmetgil Irzalar), Aletgil, Dellallar, Fatikgil, Yahyalar, Cinaligil, Öksüzler, Ali Osmangil , Dedemehmetler, Kasımlar, Aşgaligiller, Çobanoğlugil yazmayı unuttuğumuz lakaplar var ise özür dileriz.

Yemekler:

Yarma aşı, efelek sarması, cimcik hamuru, yılanlı çöreği.

Bulgur Kaynatma: Bu gelenek genellikle köyde büyük yaşlı annelerin bulgur elde etmek amacıyla, buğdayı sıcak suda haşlamaları ve kurutmaları şeklinde olur. Kaynamış bulgura HEDİK denir ki, tuz la yenildiği zaman çok lezzetlidir. Bu gelenekte karşılıklı yardımlaşmalarla yapılır.

Pekmez Kaynatma: Köyümüzün bağları eskiden çokmuş ve herkesin kışın küpünde pekmez bulunurmuş. Daha sonra bu bağlar kurudu ve kayboldu. Son yıllarda gerek üzüm yetiştiriciliğinde insanımızın bilinçlenmesinden, gerekse kalecikte kalecik karası üzümün önem kazanmasından dolayı bağcılık köyde önem kazandı. Sonbaharın sonunda toplanan üzümün suyu alınır ve pekmez toprağı ile katıştırılarak dinlendirilir. Daha sonra büyük kazanlarla sabahtan akşama kadar kaynatılır ve pekmez kıvamına gelince bu işlem son bulur. Bu gelenekte insanımızın karşılıklı yardım ve destekleriyle yapılır.

Aşure Ayı Kutlamaları:

Aşure ayına denk gelen bu ayda konu komşu aşure aşı pişirerek birbirlerine ikram ederler. Bu gelenek eski olmakla beraber günümüzde de yurdumuzun çoğu yerinde olduğu gibi köyümüzdede devam etmektedir.

Mayıs Kesimi (Kemre):

Bu köyümüzde her yıl mayıs ayında yapılan bir imece usulü çalışmadır. Köy insanı genelde yoksul olduğu için odun yada kömürü fazlasıyla alamaz, bu eksikliği kemire yakarak giderir. Çoğu köylerde hayvan dışkıları tarlalara gübre olarak kullanılsada köyümüz insanı bunu değerlendirir. Mayıs ayında herkes birbirine yardım etmek suretiyle kemreler kesilir ve tereyağlı meşhur yılanlı çöreği bu ayda daha başka lezzetli olur. Kemre kesen ırgatlar öğleyin yarma aşı, tavuk, dolma ve salata yenir. Akşam yemeği ise çörektir.

Bayram Kutlamaları:

Köyde her evde genellikle karı-koca vardır. Hatta çoğu evlerde sadece kocası ölmüş kadınlar vardır. Bütün çoluk çocuk ankara, istanbul ve yurdun değişik illerindedir. Fakat bayram olduğu zaman herkes köye gelir ve köy daha cıvıl cıvıl olur. Arefe günü mezarlık ziyaret edilir. Bayramın birinci günü ise bayram namazı sonrası bütün köy halkı bayramlaşır ve dua edilir. Daha sonra herkes birbirine gider-gelir. Havaların iyi gittiği dönemlerde harman yerinde futbol maçları yapılır. Akşam ise herkes köy kahvesinde hasret giderilir. Kesilen kurban etleri fakirlere ve kesmeyenlere dağıtıldıktan sonra kalan kısım aile,eş,dost arasında yenir. Böylece toplumsal birlikteliğin göstergesi olan bayramlarda icra edilmiş olur.

Küçük El Sanatları:

Evin tabanına serilmek için kamıştan hasır örülür. Seccade örülür.

Kocakarı İlaçları:

Gelincik eti yenirse gelincik hastalığına iyi gelir. Köpek eniği vurulup yüzülerek eti başa sarılırsa tepeden inmeye iyi gelir. Nişasta veya yumurta, pirinç lapası başa sarılırsa baş ağrısına iyi gelir. Zift vurulursa ağrılara iyi gelir.

Yörenin Coğrafi Özellikleri:

Düzlükler pek azdır. Genel olarak engebeli bir arazi görünümündedir. Yörede aşınmamış ve hala ürkütücü görünümü koruyan tek Yalçın Kaya Yılanlı Kayadır. Kovukları:kartal, akbaba, atmaca, tilki, sansar gibi hayvanların barındıkları yerlerdir. Yılanlıda bol olan tek şey taş ve kayadır.

 

Yetiştirdiği Ürünler:

Sadece tahıl üretilir. Bol miktarda armut ağacı olmasına rağmen ilaçlama ve budama işleri bilinçli olarak yapılmadığından, ağaç dipleri kazılmadığından meyve vermemektedir. Önceleri bol miktarda üzüm yetişmesine rağmen flok sora hastalığı bağları batırmıştır. Yeni bağda dikilmemektedir.

Bitki Örtüsü:

Ekilebilecek bir karış yer bile boş bırakılmadığından doğal bitki örtüsü diye bir şey yoktur. Ekilemeyen taş aralarında diken,geven ve haziran ortasında kuruyu veren otlar bulunur. Çorak toprak ahlat ağacının yetişmesine olanak vermektedir. Son 7-8 yılda yeni ahlat ağacıda yetişmemektedir. Traktörle dikkatsiz sürme, tarımsal mücadele ilaçlarını rastgele kullanılması yüzünden taze ahlat fidanları ölmektedir.

Armuda aşılanması gereken pek çok ahlat ağacı vardır. bazı yıllarda, ziraat teknisyenliğinden aşıcılar gelerek isteyenlerin tarlasındaki ahlatları aşılarlar

Yeraltı Kaynakları:

Yer altı suyu güçlükle bulunmuştur. toprak üstünde su sızıntısı olan yerlerde kuyu kazılmaktadır. bulunan suda yeterli sulama olanağı vermemektedir.

Akarsu ve Göletler:

Köyümüzün kıraç olduğu herkesce bilinen bir konudur. Bunun için bahçecilik gelişmemiş tarım özellikle tahıllarla sınırlı kalmıştır. Çünkü köyün yüksek olması nedeniyle ( yukarı divan olarakta geçer) özellikle buğday üretimine ağırlık verilmiştir. Sulama olarak yapılan bir faaliyet yoktur. Eskiden Büyük pınarın suları ile bahçeler sulanırdı. şimdi ise ne büyük pınarın o bol suyu kaldı nede bahçe yetiştirenler kaldı. Şu an sadece göllerimiz mevcut olup onlarda sadece hayvanların sulanmasında ön plandadır. Özellikle Eminin gölcük diye bilinen gölümüz 2007 yılında daki kuraklıkta hayvanların tek su ihtiyacının karşılandığı tek su kaynağı olmuştur. Şimdi köyümüzde bulunan göllere biraz değinelim.

Eminin Gölcük: Köyün batısında ve 500m mesafede bulunur. Eleğin gölü diye bilinen harman yerinin hemen yanıbaşındadır. Eskiden göl suyu temiz ve berraktı ve bu yüzden gençler ve çobanlar bu gölde yüzerledi. Bunu yanında hayvanlar su içer ve göl kenarında yatarlardı. O zamanlar köyde manda bulunur ve mandalarda gölde yüzerlerdi.

DSİ nin çalışmaları sonucu 2004 yılında gölün çamuru ayıklanmış ve derinleştirilerek göl gölet haline gelmiştir. Bununla beraber gölün su toplama kapasitesi artmış ve derinleşmiştir. En derin yeri 4m bulmaktadır.(çamur ve derinlik göz önüne alındığında yüzmek kesinlikle yasaktır.) Daha sonraki yıllarda aynalı sazan balığı bırakılmış ve balıklar bugün avlanacak duruma gelmiştir. Balık avlıyanlara tavsiyemiz avda ağ, paraşüt olta kullanmamaları. Gölde yapılan temzleme çalışmalarına rağmen saz kamışı büyümeye başlamıştır. Köye gidildiğinde göl kenarında piknik yapma ve balık tutmak oldukca keyiflidir.

Aşağı Göl: Göl köyün hemen 500m önündedir. Eskiden minareden şöyle bir anons yapılırdı. ”Yarın göl bozulacak!” . Köylü ertesi günü topluca göle gider kamışları keser ve kuruturdu. Bu kamışlarla hem hasır örülür hemde çatısız yerlerde merteklerin üstüne döşenirdi. Kamışlerın gölde kesilmesi sırasında renkli görüntüler oluşurdu. Kavga edenler, gülüşenler, gölden kaçan karabatak, ördeler ve onları arpalıklarda kovalayan köylüler…. Ne günlerdi. Fakat şimdi değil kamış, biçmek gölde damla su yok. Uzun zamandır iklimlerin kurak gitmesiye yeteri kadar kar ve yağmur yağmıyor, dereler dolmuyor ve göllere kanallar açılamıyor. Umarız yine bol yağmurlar ve karlar yağarda aşağı göl suya doyar.

Ulu Göl: Göl köyün yaklaşıK 1,5km güney batısındadır. Akçataş köyü ile ortakdır. Derler ki, adamın biri kuyu kazmış, kuyudan çok su çıkmış ve taşmış ve sonunda taşan su gölü oluşturmuş. Avcılar için özel bir yeri vardır bu gölün. Ördek zamanı çok ördek olur bu gölde. Ayrıca kamış biçme ve hayvan sulama açısından da yakın zamana kadar kullanılan ulu göl, kuraklığın acı sonucundan nasibini almış ve şu an gölde su kalmamıştır.

 

Hacıgölleri ve Ali gölü : Burada iki göl bulunmakta olup köyü batısında bulunup köye mesafesi yaklaşık 1 km dir. Kurak geçen son yıllarda göller etkilenmiş olup yinede yer altı suların çıkması sonucunda fazla etkilenmemiş ve su seviyesi azda olsa bulunmaktadır. Gölde kamış olmaz. Yazın sğırlar suyunu içer ve göl kenarında yatar. Karabatak ve ördekler bu gölde barınır. Özellikle bahar akşamlarında yeşil buğday tarlaları arasında bulunan bu göllerde kurbağa seslerini dinlemek ve otlanan karabatakları izlemek başka bir keyiftir.

Bu göllerin hemen 300 kuzeyinde Ali gölü bulunur. Bu gölde kamış büyümekte ve değişik su kuşlarının yavrulama ve barınmalarına elverişlidir. Bu göllere gitmek için asvalt yol değil, merkep yolunu takip etmek gerekir. Ali göl kenarında ayrıca söğütler olup ve bu söğütlerin altında çok soğuk su kaynağı vardır.

 

Cidalı Gölleri: Bu bölgede irili ufaklı 6-7 adet göl bulunmakta ve çoğu Hasayaz köyüne aittir. Bu bölge köyün 2,5 km kuzey batısında kalmaktadır. Burada en derin olanı Rüstemin göldür. Bunun dışında Seydi Ahmetin göl, İpekgilin göl vardır. Bu göller oldukca kamışlıdır. Fakat kamışları çil kamış olduğunda ve gölün uzak olmasından kimsenin işine yaramaz. Bölgede tarlaların hasat edilmesiyle göle giden yollar açılır ve koyun sürüleri, sığırlar su içmek için buralara getirilir. Son zamanlarda oluşan kuraklıktan ve gölleri besleyen dereler olmamasından dolayı gölerin çoğunu suyu azalmış hatta çoğu kurumuştur. Kış aylarında bu bölge avcıların en gözde yeridir. Çok sayıda ördek gelir. Özellikle daha kuzeyde bulunan terme çayı ve kanlı gölden bu tarafa gelen ördekler bu göllere iner. Ayrıca Yumuk diye bildiğimiz yer keklik ve tavşan avı için elverişlidir.

 

Diğer Göller: Kunduzun göl, Tavıcak, Köy önü, Cemalin göl, Çorağın göl.

KARADERE: Kara dere diye bilinen bölgenin ve kıran bölgesinin yağmur ve kar sularını taşır.

KİRLİK DERE: Ulugöl ve elecik dağından gelen yağmur ve kar suları ile bağlardan gelen kuyu sularının ve kar sularını taşır.

EŞEK YOLU: Köyün dağlarında kışın biriken kar ve yağmu suları birkerek bu dereden akar.

Yukarıda bahsedilen dereler aslında sadece ismi deredir. Kışın ve ilkbaharda çok az bir sul ile sakin sakin akar. Bu dereler köyün hemen girişinde birleşir ve köyün alt tarafından akarak, yılanlı çayına karışır. Daha sonra yılanlı çayından hasayaz ve yeşilöz köylerini takip ederek sırasıyla önce terme çayına sonra kızılırmak nehrine karışır. Fakat derelerimiz yazın ve sonbaharda akmaz ve kurur.

Dağlar ve Meralarımız:

ÇORAK: Geniş bir meradır. Ekime ve işlemeye müsait değildir. Kıraç bir özelliğe sahiptir. Köyün güneydoğu istikametinde bulunur.

YAZI: Köyün ön kısımlarıdır ve akçataş köyüne kadar uzanır. Meralar yoktur. Sadece ekime elverişli arazi vardır. Köyün özellikle tahıl ambarı burasıdır. Düz olması nedeniye ziraat kolay yürütülmektedir.

BAĞLAR VE KIRAN: Bağlar 2007 yılına kadar gür ve bol meyve ağaçları ile kaplıydı. Fakat akçataş köyünden bir vatandaşın ihmali yüzünden yanmış durumda. Ümit ederiz ki yeniden yetişir. Bağlarda bol miktarda üzüm, armut, ahlat ve alıç yetişmektedir. Hayvanların girmesi yasaklanmış olup koruluktur.

Kıran ise daha yüksek kesimlerdir. Kyün en yüksek kısımları buralardır. Buralarda tarım sürdürülmektedir. Ayrıca karardıç ve koçyama bayırı hayvanların otlatıldığı geniş meralardır.

KAYANIN ÖNÜ VE HACIGÖLÜ: Buralar yine köyün tarım için kullandığı yerlerdir. Hayvanların otlaması için meralar yoktur. Özellikle göçük diye tabir edilen yer ve kunduzun göl diye bilinen yerler ilgi çekicidir. Çobanların bir takım hadiselerle karşılaştığı yerlerdir. Buralar genellikle sulak ve tarıma elverişli bölgelerdir.

ÖKÜZ ÇUKURU: Kıcıroğlunun taş en önemli noktadır. Buralarda ekim yapılan yerler olup mera kısımları dik yamaç ve geven ile kaplı yerlerdir.

GABAL-KÜTÜKLÜ: Hasayaz ile sınır olan ve genellikle hayvanların otladığı ve çayırların bulunduğu yerdir. Sulaktır. Çeşmeler vardır. Kütüklü genellikle ahlatıyla ünlüdür. Buğday ekiminde bereketli topraklar vardır.

CIDALI: Genellikle hasayaz, tavşancık ve emirler köylerininde tarlalarının bulunduğu ve bu köylerinde hayvanlarının otladığı bölgedir. Geçmişte büyüklerimizin bu toprakları çok cüzzi fiyatlara sattıkları söylenir. Burada göller çoktur. Arazi daha engebeli olup tarım için fazla iyi değildir. Yumuk diye bilinen bölge armut ve ahlatıyla ünlüdür.

ÇARIK GÖLÜ: Burası köyün en merkezi ve en önemli yeridir. Hayvanlar burda otlar, su içer ve dinlenir. Pınar vardır ve suyu çok soğuktur. Keh diye bilinen uzun sırtlardan çubuk ve kalecik köylerini seyretmeye doyum olmaz. Buralarda yüksek olduğu için buğday,nohut ve mercimek üretimi bol olur. Sığır yatağı bu bölgededir ve geniş meralardır.

ÇALÇUKUR VE DEDENİN UÇUK: Burası köyün en uzuk noktasıdır. Daha serindir. Fakat çukurun içinde bir yerdir. Serin olamasından dolayı buğday bol yetişir. Yakın zamana kadar çöteli bir yaşlı amca burda öküzlerle kağnı sürerdi. Yol oldukca kötüdür ve guğüzüne çıkınca yol düzelir. Burada çöte köyünün tarlalarıda vardır. Dedenin uçuk denilen yer hakkında fazlaca bir ayrıntı yoktur.

 

Pınar ve Çeşmeler:

BÜYÜK PINAR: Köyü içindedir ve köylü tarafından yaptırılmıştır.

 

FAZLININ PINAR: Çakıl denilen yerde bulunmaktadır. Fazlı dayı yaptırmıştır.

 

SIDIKANIN PINAR: Kayanın önündedir ve Sıdıka hanım tarafından yaptırılmıştır.

 

KAVAKLAR: 3 adet çeşme vardır. Bir tanesi Mehmet ALPASLAN adına, bir tenesi Mevlüt ALPASLAN tarafından, bir taneside Cafer ALPASLAN tarafından yaptırılmıştır.

 

İPEKGİLİN PINAR: Sedef BAŞALAN adına köyün çıkışında ve söğütlerin dibinde 2 adet pınar vardır.

 

GABAL PINARLARI: İki adettir. Bir tanesi köy çeşmesi, bir taneside Mevlüt ALPASLAN tarafından yaptırılmıştır.

 

EKİCCE: Halit GÜNEŞ tarafından yaptırılmıştır ve ekicce de bulunmaktadır.

 

ÇARIK GÖLÜ: Name DUMLU adına yaptırılmıştır.

 

KARA DERE: İki adet pınar vardır. Bir tanesi köylü tarafından, bir taneside Ali ALPASLAN tarafından yaptırılmıştır.

 

KIRAN: Hasan ÜNAL tarafından yaptırılmıştır.

 

KÖR KUYU: Ömer GEZER adına yaptırılmıştır.

 

GÖÇÜK: Hakkında bilgi yoktur.

 

Yakın zamana kadar köyün su ihtiyacı büyük pınar dan sağlanırdı. Fakat 2001 yılında köye su şebekesi yapıldı ve köyün su ihtiyacı çözümlenmiş oldu. Yazın Yılanlı Köyünün suyunu içmeye doyum olmaz. Temiz, soğuk ve tatlıdır.

 

Hayvan ve Kuş Çeşitleri:

Koyun, tiftik keçisi, manda, inek (karasığır), eşek, hindi, tavuk, ördek yetiştirilir. Yeterli otlak olmadığından, sanayi ürünleri de pahalı olduğundan hayvanlar verimsizdir. Yabani hayvanlardan:tavşan, keklik (kınalı, çil), yaban ördeği, tilki, sansar, porsuk ve binlerce kara sığırcık yaşar. On beş yıl öncesine kadar ala sığırcık denilen kuşlardan pek yaşamasına rağmen bu gün bir tane bile yoktur.

Toprak çorağımsı ve verimsizdir bu nedenle 10-12 kiloluk balyozu ve kompresörü kullanabilecek yaşa gelenler yılın sekiz ayını taş ve kireç ocaklarında geçirirler. İş kazalarında sakat kalanlar ve bir gözünü yitirenlerin sayısı on beşi bulmaktadır. Ankara’nın imarında tüm köylünün emeği ve katkısı vardır. önemli yapılarda harcı kumu taşı, alın teri olmayan erkek yok gibidir.

Bursa, Marmaris, Niğde gibi il dışı kireç ocaklarında, yakın çevrede Hasanoğlan, Elmadağ, Dikmen, Gölbaşı taş ocaklarında çalışırlar. Bu güne kadar ancak bir kişi emekli aylığına hak kazanabilmiştir.